‘Ortalama’ olmak isteyen ülkenin Jeff Bezos’un 500 milyon dolarlık yatıyla sınavı: Bir köprü hikayesi…

class=”medyanet-inline-adv”>

Gözünüzde canlandırmaya çalışın…

Yer, Hollanda’nın en büyük ikinci şehri Rotterdam.

Şehrin ortasından geçen Koningshaven Kanalı’nın kıyısında toplanmış birkaç bin Rotterdamlı gözlerini belli bir noktaya dikmiş, bekliyor.

Derken beklenen şey uzaktan görünüyor… 127 metrelik uzunluğuyla daha suya inmeden “dünyanın en büyüğü” sıfatını edinen bir özel yat. Sahibi, Amazon’un kurucusu ve dünyanın en zengin insanlarından biri olan Jeff Bezos.

Dev yat, suyun üzerinde süzülerek insanlara doğru yaklaşıyor. Kalabalığın önüne geldiğinde bir anda alt kısmı sarıya ve turuncuya bulanıyor. Arada birkaç kırmızı leke de göze çarpıyor.

Rotterdam Şehir Konseyi’nin eski üyelerinden Stefan Lewis, “Ben yumurta değil domates fırlatırdım. Vegan beslenmeye çalışıyorum da…” diye açıkladı sarıların arasındaki kırmızıları.

class=”medyanet-inline-adv”>

Böyle bir sahne hiç yaşanmadı ama sınırından dönüldü. Rotterdam halkının Hollanda’da bir tersanede inşa edilen yata olan tepkisi, az daha bir çürük yumurta protestosuna dönüşmek üzereydi.

Peki ne olmuştu? Rotterdamlılar bu yata neden bu kadar tepki gösteriyordu?

Ortalama olmak isteyen ülkenin Jeff Bezosun 500 milyon dolarlık yatıyla sınavı: Bir köprü hikayesi...

YATI DENİZE İNDİRMEK İÇİN KÖPRÜYÜ SÖKMEK İSTEDİLER

Dediğimiz gibi Bezos’un Y721 kod adıyla bilinen ve 500 milyon dolara mal olan dev yatı, Oceanco şirketinin Rotterdam’daki tersanelerinde inşa edildi.

Bu yaz denize inmesi planlanan yatla ilgili Oceanco ve Bezos’un, Rotterdam yerel yönetiminden bir ricası oldu: Tamamlanan yatın rahatça geçip denize açılabilmesi için kanalın üzerindeki Koningshaven Köprüsü’nün çok kısa bir süreliğine sökülmesi.

Bu ilk bakışta çok mantıksız bir talep değildi. Halk arasında kısaca De Hef yani “asansör” diye bilinen köprünün ortasındaki parçası zaten adı üzerinde aşağı yukarı oynayabilen bir mekanizma üzerinde olduğundan herhangi bir hasar söz konusu olmayacaktı. Söküp takma işlemi bir, en fazla iki günde tamamlanacak, tüm masraflar Oceanco’nun kasasından karşılanacaktı.

class=”medyanet-inline-adv”>

Zaten yosun yeşili çelik çubuklardan oluşan ve dev bir H harfini anımsatan köprüyü aktif olarak kullanan da yoktu. Zira 1927’de Breda-Rotterdam Demiryolu’nun bir parçası olarak inşa edilen köprü yerine bir tünel yapılmasının ardından 1993’te kullanma kapanmıştı.

Sözün kısası her şey çabucak olup bitecekti, Rotterdam halkının cebinden para çıkmayacaktı ve hayatın akışında herhangi bir aksama olmayacaktı. Ama işler hiç de beklendiği gibi gitmedi ve Rotterdam’la Bezos arasındaki gerginlik, geçtiğimiz Şubat ayında dünya basının manşetlerine yansıdı.

Ortalama olmak isteyen ülkenin Jeff Bezosun 500 milyon dolarlık yatıyla sınavı: Bir köprü hikayesi...

De Hef bugün Hollanda Eğitim, Kültür ve Bilim Bakanlığı’nın ulusal miras programı olan “rijksmonument” bünyesindeki binalardan biri.class=”medyanet-inline-adv”>

“BEZOS’UN OYUNCAĞI İÇİN KÖPRÜYÜ SÖKMEK Mİ?”

İlk haberlerde yerel yetkililerin Oceanco’nun De Hef’in ortasını sökmesine izin verdiği belirtiliyordu. (Operasyonun maliyeti ise hiç açıklanmadı.) Bir belediye çalışanı talepte herhangi bir sorun görmemiş ve onay vermişti.

Ardından büyük bir gürültü koptu.

Lewis olayı Facebook’taki paylaşımlardan öğrenmişti. İnsanlar birbirine “Bu gerçek mi?” diye soruyordu.

New York Times’a konuşan Lewis, “Ben de Belediye Başkan Yardımcısı’nın ofisini aradım ve ‘Bu gerçek mi?’ diye sordum. ‘Bu konu hakkında herhangi bir bilgimiz yok’ diye yanıt verdiler. Olay gündemlerinde değildi. Bana geri dönüş yapmaları bir gün sürdü” diye konuştu.

class=”medyanet-inline-adv”>

Kararın kamuoyunda duyulmasının ardından, öfkeli vatandaşlar yerel televizyon kanallarının haber bültenlerinde ilk sıraya yerleşti. Aynı günlerde yata yumurta fırlatmak isteyenlerden oluşan bir Facebook grubu kuruldu. (“Jeff Bezos’un yeni oyuncağı için De Hef’i sökmek mi? Gelin hep birlikte yumurta atalım…”) Şehir konseyi üyelerinden biri yaptığı açıklamada, yatın yelken direklerini şehre yapılmış hakaretamiz bir el hareketine benzetti.

Ortalama olmak isteyen ülkenin Jeff Bezosun 500 milyon dolarlık yatıyla sınavı: Bir köprü hikayesi...

TEPKİLER SONUÇ VERDİ, TALEP GERİ ÇEKİLDİ

Neyse ki konu Haziran ayı sonunda tatlıya bağlandı. Rotterdam Belediye Başkan Yardımcısı, Oceanco’nun De Hef’i sökme ricasını geri çektiğini duyurdu. Bu karar birçokları için kitlelerin bir milyarder karşısındaki zaferi olarak görüldü ama iş bununla sınırlı değildi.

class=”medyanet-inline-adv”>

Yaşanan gerginlik aynı zamanda Amerikalıların değerleri ile Hollandalıların değerleri arasında bir çatışmayı da yansıtıyordu. Hatta Hollanda’yı yakından tanıyanlar için bu olay, Hollanda halkını çileden çıkarmak amacıyla yazılmış bir senaryo gibi görünüyordu.

300’den fazla çalışanı olan Oceanco’dan, talebin geri çekilmesiyle ilgili resmi bir açıklama yapılmadı. Şirket New York Times’ın yorum talebine de yanıt vermedi. Gazetelerde çıkan haberlerde, şirketin kararının arkasında çalışanlarına yönelik tehditler ve vandalizm olaylarına ilişkin kaygılar olduğu belirtildi.

 

HOLLANDALILARIN YAŞAM FELSEFESİ: “ORTALAMA OL”

Peki Rotterdamlıların bu kadar büyük bir tepki vermesinin sebebi neydi?

37 yaşındaki Lewis bu soruya, “Prensip meselesi” diye yanıt verdi ve ekledi: “Sınırsız paranız olduğunda neler alabilirsiniz? Her kuralı esnetebilir misiniz? Anıt binaları parçalayabilir misiniz?”

Hollandalıların nezdinde bir numaralı mesele Bezos’un insanın aklının alamayacağı kadar büyük servetiydi.

Şehir Konseyi üyesi ve emeklilerin hak ve sorunlarına odaklanan 50Artı Partisi’nin Rotterdam İl Başkanı Ellen Verkoelen, “Bizde bir laf vardır, ‘Normal davranmak, yeterince çılgınca’ deriz” dedi ve ekledi:

“Biz zengin insanların normal davranmadığını düşünüyoruz. Servetin sınırının olmadığı ABD’nin aksine biz burada herkesin zengin olabileceğine inanmıyoruz. Biz ‘Ortalama ol’ diye düşünüyoruz. Bu yeterli.”

Aslına bakılırsa Verkoelen, Oceanco’nun talebini, fazlasıyla rekabetçi bir sektördeki bir şirkete verilmiş makul bir imtiyaz kabul edenlerdendi. Ama hepsi de köprünün sökülmesine şiddetle karşı olan onlarca seçmeninin itirazlarını dinledikten sonra onlara hak vermişti.

Ortalama olmak isteyen ülkenin Jeff Bezosun 500 milyon dolarlık yatıyla sınavı: Bir köprü hikayesi...

TEREYAĞI MI PEYNİR Mİ?

Bu öfkenin kaynağının ne olduğunu çok iyi anladığını belirten Verkoelen, çocukluğunda yaşadığı bir olayı da örnek verdi:

“Ben 11 yaşlarındayken, ABD’den bir değişim öğrencisi bize geldi ve bir hafta kadar evimizde misafir kaldı. Annem ona ‘Sandviçini burada da Amerika’da yaptığın gibi kendin hazırlayabilirsin’ dedi. Çocuk ekmeğinin üzerine bir dilim salam koymak yerine beş dilim koydu. Annem çocuğa bir şey söylemeyecek kadar nazik bir kadındı ama bana dönüp Hollandaca ‘Bu evde asla bu şekilde yemek yemeyeceğiz’ demişti.”

Daha sonra okulda arkadaşlarıyla konuşan Verkoelen, onlara misafir olan Amerikalı çocukların da sandviçlerini aynı şekilde yaptıklarını öğrenmişti. Hollandalı çocuklar hem şoke olmuş hem de Amerikalı yaşıtlarını kıskanmışlardı.

Zira o yıllarda Hollanda bir sandviçe hem tereyağı sürmek hem de peynir koymak israf kabul ediliyordu. Tereyağlı ve peynirli sandviçlere “şeytan sandviçi” deniyordu. Çocuklara ya birini ya öbürünü seçmesi gerektiği, ikisine birden ihtiyacı olmadığı anlatılıyordu.

Dolayısıyla dünyanın en büyük yatını inşa ettirip bir de üzerine şehrin sevilen bir anıtını sökmek istemek de “şeytanın açık büfesi” gibi bir şeydi Hollandalıların gözünde.

Ortalama olmak isteyen ülkenin Jeff Bezosun 500 milyon dolarlık yatıyla sınavı: Bir köprü hikayesi...

Başbakan Mark Rutte

BAŞBAKAN’IN KRAL’LA GÖRÜŞMEYE BİSİKLETLE GİTTİĞİ ÜLKE

Hollandalıların bu tutumluluk kültürünün kökleri Kalvinizm’e uzanıyor. Yüzlerce yıldır Protestanlık’ın Hollanda’daki en yaygın kolu olan Kalvinizm öz disiplin, tutumluluk ve vicdanlılık gibi değerlerin önde olduğu bir inanç sistemi. Günümüzde yapılan anketlerde Hollandalıların önemli bir kısmı kendilerini dindar olarak nitelendirmese de bu inanç sisteminin birçok unsuru toplumun dokusuna yerleşmiş durumda.

Utrecht Üniversitesi’nde Modern Hollanda Tarihi üzerine dersler veren Dr. James Kennedy, New York Times’a yaptığı açıklamada, “Kalvinizim size paranızın kaptanı olduğunuzu, o paraya göz kulak olma sorumluluğunuz olduğunu öğretir. Bunun anlamı paranızın çoğunu dağıtmak, başkalarına karşı cömert olmaktır” diye konuştu.

Kennedy, “İşiniz ileride sorumlu tutulacağınız ilahi bir tutkudur. Kazandığınızı şatafatlı şeylere harcamak hem toplum için hem de ruhunuz için kötü kabul edilir” dedi.

Elbette bu Hollanda’da milyarderler olmadığı ya da CEO’larla işe yeni başlamış çalışanların aynı ücreti aldığı anlamına gelmiyor. Hatta araştırma şirketi Statista’nın verilerine göre, ülkede bir CEO sıradan bir çalışanın 171 katı maaş alıyor. (Bu farkın en büyük olduğu ülke ise 265 kat ile ABD.) Hollanda’da farklı olan şey, zenginlerin bunu diğerlerinin gözüne sokmaya çalışmaması.

Bir zamanlar dünyanın en büyük imparatorluklarından birini yöneten Hollandalılar bugün, başbakanlarının krallarıyla görüşmeye bisikletiyle gitmesinden ve bisikletini sarayın bahçesine kilitlemesinden gurur duyuyor. (Saray demişken, Hollanda’nın kraliyet ailesinin diğer kraliyet ailelerine kıyasla daha mütevazı bir hayat sürdüğünü de hatırlatalım.)

Ortalama olmak isteyen ülkenin Jeff Bezosun 500 milyon dolarlık yatıyla sınavı: Bir köprü hikayesi...

Hollanda Kralı Willem Alexander ve eşi Kraliçe Maxima

KÜLTÜRÜN TEMELİNDE DAYANIŞMA YATIYOR

Tabii her şey mükemmel değil. Toplumun uzun yıllar boyunca göçmenleri bir parçası haline getirmekte zorlandığı ve soylulaşma nedeniyle orta ve işçi sınıflarını şehirlerin dışına ittiği bir gerçek. Buna rağmen eşitliğe verilen değerde bir azalma olmamış. Hollandalılar halen hiç kimsenin diğerinden daha iyi olmadığına ve diğerinden daha fazlasını hak etmediğine inanıyor.

Bunun altında da göz ardı edilmesi mümkün olmayan bir coğrafi gerçek yatıyor: Ülke topraklarının aşağı yukarı üçte biri deniz seviyesinin altında. Tam da bu nedenle Hollandalılar asırlardır hayatta kalabilmek için bir arada hareket etmek, el birliğiyle hendekler ve tahliye sistemlerinden oluşan bir altyapı kurmak zorunda hissediyor.

Erasmus Üniversitesi’nden tarih profesörü Dr. Paul van de Laar, bu durumu, “Hollanda iş birliği üzerine kurulmuş bir ülkedir” sözleriyle özetledi ve ekledi: “15’inci ve 16’ncı yüzyıllarda sürekli felaket tehditleri yaşandı. Protestanlar ve Katolikler, hayatta kalabilmek için çok fazla kavga etmemeleri gerektiğini biliyorlardı.”

Katkıda bulunmak, topluma karışmak, başkalarına yardım etmek. Bunlar Hollandalılar için en yüksek idealler arasında. Dolayısıyla 140 milyar dolarlık servet sahibi bir adamın 500 milyon dolarlık teknesi için istenen imtiyazın tepki çekmesi hiç şaşırtıcı değil.

Ortalama olmak isteyen ülkenin Jeff Bezosun 500 milyon dolarlık yatıyla sınavı: Bir köprü hikayesi...

BEZOS’UN “VERGİSİ”

Bezos’u eleştirenlerin rahatsızlık duyduğu başka noktalar da var. Örneğin Amazon çalışanlarının hak ettikleri ücreti almadığına inanılıyor ve bu durum Bezos’un serveti düşünüldüğünde sadece adaletsizlik değil aynı zamanda da ahlaksızlık olarak görülüyor.

Şehirde birçok kişinin ağzından “Vergilerini ödemiyor” lafını duymak mümkün. Ancak bunu diyenler Bezos’un vergi kaçırdığını kastetmiyor. Kastedilen eşitsizlikle mücadele etmek için parasını paylaşmıyor oluşu ki Hollandalılar için bu zorunluluk yasaların öngördüğü vergi ödemelerinin çok ötesinde.

(Amazon, New York Times’ın haberle ilgili yorum taleplerine yanıt vermedi. Geçtiğimiz yıl ProPublica’da Bezos’un kazandığının çok azını federal gelir vergisi olarak ödediğine işaret eden bazı belgeler yayımlanmıştı. Bezos bu konuda bir açıklama yapmamıştı.)

Ortalama olmak isteyen ülkenin Jeff Bezosun 500 milyon dolarlık yatıyla sınavı: Bir köprü hikayesi...

ASLINDA SORUN NE BEZOS NE DE YATI…

Ancak Prof. van de Laar’a göre, hikayedeki kötü karakter ne Oceanco ne de o güne kadar De Hef’in adını bile duymamış olması muhtemelen olan Bezos. Van de Laar, asıl kötü karakterin, halkın köprüye ilişkin hislerinin derinliğini tamamen yanlış anlayan ve kararı Rotterdamlılara anlatırken çok yanlış mesajlar veren Şehir Konseyi olduğunu söyledi ve “Duygular önemlidir. Konsey bunu kavrayamadı, çok büyük aptallık ettiler” dedi.

Zira Rotterdamlılar için mesele o milyarder ya da şu yat değil, bu köprüydü.

Dışarıdan bakanlar için De Hef artık işlemeyen emektar bir fabrika makinesi gibi görünüyor. Yerel halkın gözündeki De Hef ise bambaşka. 1927’de ilk inşa edildiğinde bir mimari harikası olarak görülen köprü, Hollandalı belgeselci Joris Ivens’in 1928 tarihli “Köprü” isimli filmine dahi konu oldu.

“De Hef: Biografie van een Spoorbrug” (Bir Demiryolu Köprüsünün Biyografisi) isimli kitabın yazarlarında Arij de Boode, “De Hef hakkında yazılmış şiirler var. Rotterdam hakkında çekilen tüm filmlerde o da yer alır. De Hef bir köprüden fazlasıdır” sözleriyle köprünün değerini anlattı.

Ortalama olmak isteyen ülkenin Jeff Bezosun 500 milyon dolarlık yatıyla sınavı: Bir köprü hikayesi...

Köprünün orta kısmı en üst noktaya çıktığında 70 metre yüksekliğe ulaşıyor

GEÇMİŞİ BUGÜNE BAĞLAYAN BİR İSTİSNA

Rotterdam tarihi binaları yok denecek kadar az olan birkaç Avrupa şehrinden biri. Zira hem ticari binaların hem de konutların neredeyse tamamı İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi bombardımanları sonucu yerle bir oldu. Bu durum şehri hep geleceğe bakan, çalışmayanın ya da ihtiyaç duyulmayanın yıkıldığı bir yer haline getirdi.

De Hef bunun istisnası. Bu nedenle de şehrin en iyi tanınan anıt binası. Savaştan sonra direncin sembolü olan köprü, daha yaşlı nesillerin geçmişle arasındaki az sayıdaki bağdan biri.

Üstelik Bezos’a karşı verilen savaş Rotterdam halkının De Hef için ilk mücadelesi değil. Yıllar evvel köprünün yıkılması gündeme geldiğinde de yerel halk protestolar düzenlemişti.

Ardından 2000’de köprü bir ulusal anıt ilan edildi ve 2014-2017 yılları arasında restorasyonu yapıldı.

Bugün De Hef işlevin şekle karşı zaferinin bir sembolü olarak ayakta duruyor. Kim isterse istesin, ne kadar para teklif ederse etsin, geçici olarak bile değiştirilmesi imkânsız kabul ediliyor.

The New York Times’in “The Country That Wants to ‘Be Average’ vs. Jeff Bezos and His $500 Million Yacht” başlıklı haberinden derlenmiştir.

.

Leave a Comment